Sen Beni Dinle Yalnız Kalma
Yalnızlık, nasıl tarif edilir çok bilmiyorum aslında. Zaten bu tarz
duygular anlatmaktan çok yaşayarak hissedilecek türde şeylerdir. Hepimiz
belirli dönemlerde gerek fiziksel olarak gerekse ruhsal olarak kendimizi yalnız
hissettik, hatta klişeleşmiş bir biçimde kalabalıklar içinde yalnız kalıyorum
dedik :) Peki bu anlık veya daimi olan yalnız duygusu bizim hayat kalitemizi
nasıl ve ne kadar etkiledi?
Yalnızlık nedir, nasıl yaşanır tarif edemiyoruz ama hayatımız için kritik
noktalardan biridir. Yalnızlık bir yaşam tarzı da olabilir veya istemsizce
toplumdan soyutlanmak da olabilir. Düşüncelerinizin etrafta değer bulmadığınızı
hissettiğiniz anda kendi içinize yönelirsiniz, insanların sizin gibi
düşünmedikleri için kendi içinizde haksızca onları küçük görmeye, sanki tek
doğrunun içinizdeki o bohem kişilik olduğuna inanmaya başlarsınız. Ve hatta
kabul ettiremediğiniz düşüncelerinizi insanlara anlatmak yerine susup bu
şekilde blog yazarak da içinizden atmaya çalışabilirsiniz :)
Kendi benliğine yönelme noktası bir kara delik gibidir, içine bir defa
girdiğin zaman ısrarla daha derine ilerlersin. Evet kendinle olabilirsin,
yalnız vakit geçirebilmek olgunca ve keyifli bir davranıştır fakat ne zaman ki
bunu daimi hale getiriyorsun o zaman hayat kaliten düşmeye başlıyor, keyif
aldığın şeyler azalıyor, kafanın içinde yaratmış olduğun kurallara göre; olması
gerekenler ve olmaması gerekenler listesi yapıyorsun. Peki mutlak doğruya nasıl
karar veriyorsun da kendi düşünceleri bu kadar ön planda tutup dışardan gelen
her şeye karşı bu kadar soyutlanıyorsun?
Soyutlama kendini, mutlak doğru yok!
Bir de fiziksel yalnızlığımız var; bu aslında olayın en basit tarafı fakat çoğumuz
bunu aşamıyoruz çünkü yaşadığımız ve yetiştiğimiz toplum gereği tanımadığımız
insanlarla muhabbet edebilme yeteneğine sahip değiliz :) Küçükken başlıyorlar
bilinçaltımıza işlemeye “sakın ola yabancılarla muhatap olma” ol arkadaşım,
tanımadığın insanlara selam ver, sabahları günaydın de, gözlerine bak gülümse.
Sen samimi olduktan sonra kimse sana tepki
göstermeyecektir. Etrafındakilerden bunaldığın anda git bir
başkasına selam ver, anlık muhabbetler kur, sorgulama kim olduğunu, nereden geldiğini
veya nereye gittiğini. Ve lütfen nereli olduğunu da sorma :) Selam verdiğin
kişinin senin için ne gibi sürprizler barındırdığını bilemezsin. Hemcinsine de
selam ver karşı cinsine de, insanları tanıyıp hikayelerini dinledikçe
yalnızlığından kurtulup tahmin edemeyeceğin heyecanlarla karşılacaksındır.
Neden bu kadar takıntılıyım yalnızlığa diye soracak olursanız, hayattan
keyif almanızı istiyorum, sağlıklı yaşamanızı istiyorum. Çünkü bugüne kadar
yapılan tüm araştırmalarda yalnızlığın insan hayatını olumsuz etkilediği
görüyoruz.
Harvard Üniversitesinde 75 yıldır devam “Yetişkin Gelişim Çalışması” isimli
bir proje devam etmektedir. Bu projede 75 yıl önce seçilen kişilerin geçen
sürede her türlü gelişimi takip edilmiş, hayatını kaybedenler, çok
fakirleşenler ve çok zenginleşen insanlar olmuş. Yapılan tüm incelemeler
sonucundan hedeflerinde olmayan bir sonuca ulaşıyorlar. Görüyorlar ki yalnız olmayan,
ikili ilişkiler kurma yönünde istekli olan kişilerin hayatlarının hem sosyo
kültürel olarak hem de bedensel olarak daha sağlıklı olduğudur. Diğer kişilerin
ise hem maddi olarak hem de manevi olarak erken yaşlarda büyük çöküntüler
yaşayarak hayat kalitesinin çok alt düzeylerde olduğunu görmüşlerdir.
Yalnızlığa alışmayalım, bu hayata ölüm gerçeğiyle gözlerimizi açtık, madem ki
günün sonunda olacağımız yer belli o halde iyi ilişkiler kuralım, etrafımızda
olan insanlara değer verelim. Yalnızlıktan uzak olun fakat ondan da korkmayın,
dinlenin yenilikleri keşfetmeye devam edin.
Ve artık sorgulamayı, düşünmeyi bir kenara bırak bu yazıdan dolayı kendin için bir mesaj/mail at, insanlara söyleyemediklerini anlat.
İletişim
Sefa KARACA
sefakaraca06@gmail.com
0553 2903919
Yorumlar
Yorum Gönder